banner480

Anadolu’nun 5 bin yıllık ilk şehir yapılanması Eskişehir’de ortaya çıkarıldı

Anadolu’da 5 bin yıl önceki ilk şehirleşme yapısının ortaya çıkarıldığı Eskişehir Küllüoba’daki arkeolojik kazılarda, ağrı kesici yapımında kullanılan hammadde olan salisilik asite ait organik kalıntılara rastlandı.

Anadolu’nun 5 bin yıllık ilk şehir yapılanması Eskişehir’de ortaya çıkarıldı
15 Haziran 2022 Çarşamba 10:20

Anadolu’da 5 bin yıl önceki ilk şehirleşme yapısının ortaya çıkarıldığı Eskişehir Küllüoba’daki arkeolojik kazılarda, ağrı kesici yapımında kullanılan hammadde olan salisilik asite ait organik kalıntılara rastlandı.   

1996 yılından bu yana devam eden kazı çalışmalarında, ilk tunç çağının kültürel özelliklerini ortaya koyan nesnelerin yanı sıra günümüzden 5 bin yıl öncesi, şehre ait kalıntılar ile insan ve hayvan iskeletleri de tespit edildi.

Küllüoba Kazı Başkanı ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Türkteki, Eskişehir’in Seyitgazi İlçesi Yenikent Mahallesi yakınlarında bulunan, 350 metre boyunda, 250 metre enindeki Küllüoba Höyüğü’nde Tunç Çağına ait izlerin saptandığını söyledi. Eskişehir ve yakın çevresinde, 200’ün üzerinde höyük bulunduğunu, Küllüoba Höyüğü’nün ise içinde bulunduğu ova ve diğer yerleşim alanları içerisinde en büyük yerleşmelerden biri olduğuna dikkat çeken

Türkteki, höyüğün aynı zamanda Mezopotamya’dan Balkanlara uzanan bir ticaret hattının da üzerinde bulunduğunu anlattı.

Küllüoba, Eskişehir’in “en eski şehri”

Küllüoba’nın kamusal yapıları nedeniyle köy olarak değil, şehir olarak değerlendirildiğini aktaran Türkteki, “Ürünün depolandığı ve dağıtıldığı, idareciye ait kamusal yapılar nedeniyle burasını şehir olarak değerlendiriyoruz. Su kaynaklarına yakın, tarımsal üretim çok yoğun” dedi.  Kazının bugüne kadar ki ana amacının şehrin planını ortaya çıkarmak olduğunu belirten Türkteki, Batı Anadolu’da bu ölçekte mimari plan veren başka bir yerleşmenin olmadığını söyledi. Bölgede yapılan kazılarda hedeflerinin turizmden önce eğitim olduğunu vurgulayan Türkteki, “Bizim hedefimiz, buradaki yaşamı insanlara anlatabilmek. Bunun için de ‘deneysel arkeoloji atölyesi’ projesi hazırlıyoruz. O dönemde bu eserlerin nasıl yapıldığını ve nasıl kullanıldığını günümüz insanlarına göstermek için bir atölye ve sergi alanı kurmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. 

5 bin yıl önce de “sınıf ayrımı” varmış

Türkteki, milattan önce 3000’lerden itibaren 1500 yıl boyunca kesintisiz yerleşilen Küllüoba’da şehir yapılanmasının birbirine bitişik evlerden oluştuğunu, yönetici sınıfın ayrı ve daha büyük yapılarda oturduğunu belirterek, şunları kaydetti: “M.Ö. 3200’de ilk yerleşme başlıyor. Yerleşmede,  ‘yukarı şehir’ ve ‘aşağı şehir’ olmak üzere iki ayrı mimari düzen bulunmaktadır. Şehir taş üzerine kerpiç, yan yana evlerden oluşuyor.  Dışa kapalı. Etrafında bir çevre duvarı var. Yukarı şehrin tamamı bu duvar ile çevrili. Dört ana kapısı bulunuyor. Ayrıca tali girişleri var. Dışarıya çıkmanız kolay, içeriye girmeniz de o kadar zor değil. Etrafındaki çevre duvarı savunma amaçlı değil, yukarı ile aşağı arasındaki sınıfsal farklılığı göstermek için yapılmış. Yapıların ortasında günlük işlerin yapıldığı bir avlu, depolama alanları, silolar bulunuyor. 31 metreye, 26 metre uzunluğunda anıtsal bir yapı var. Tunç Çağı için çok büyük bir yapı. Toplantıların yapıldığı ana bir salon bulunuyor. Ortasında ocak olan bu salon yerleşkedeki bürokratların ve idarecilerin toplanıp kararlar aldığı bir alan. Aşağıda ise daha basit konut yapıları var. Her yapının içerisinde ayrıca ocak ve fırın var.  Çanak çömleğini kendi üretiyor.  Ticaret ile birlikte günlük kullanılan kap kacak da değişmeye başlıyor.  Yeme ve içme de sınıfsal farklılıklara rastladık. Üst sınıf ticareti kontrol ediyor, güvenliğini sağlıyor ve o ticaretten de bir şey elde ediyor. Üst sınıf metal kaplar kullanırken, aşağı sınıf bunların taklitleri olan çanak çömleği kullanıyor.”

İnsanların ortalama ömrü 40 yıl

Kazı alanında günümüzden 5000 yıl öncesine ait 60’a yakın mezar bulduklarını, bunlardan çoğunun çocuk mezarı olduğunu aktaran Türkteki, “Bulgulara göre yerleşimin ilk aşamalarında besin kaynaklarının sınırlı olması ve enfeksiyon kaynaklı hastalıklarının yaygınlığı nedeniyle yerleşmedeki bebek ve çocuk ölümleri oldukça yüksek. Gömü gelenekleri içinde çömlek mezarın yaygın olduğu görülüyor. Taş sanduka denilen mezar tiplerine de az olmakla birlikte rastladık. Bulunan iskeletlerden yola çıkarsak, 5.000 yıl önce buradaki insanların yaklaşık 35-40 yaşlarına kadar yaşayabildiği görülüyor. Dizleri karnına çekilmiş bir şekilde, cenin pozisyonunda gömülen çocuk iskeletlerinin bazıların da ‘ölü hediyesi’ dediğimiz bulgulara da rastladık. Aynı zamanda taş sanduka içerisinde kafalarından darbe alarak öldürülmüş ve yan yana gömülmüş birisi 12 ile 13 yaşlarında bir erkek çocuğu, diğeri ise 35 yaşında olan bir erkek iskeleti bulduk. İkisinin de aynı anda öldürülmüş olabileceğini tahmin ediyoruz. Burada hem yerleşmede hem de mezarlık alanında toplumsal bir hiyerarşi söz konusu” diye konuştu.   

Kuraklık şartlarına uyum sağlanmış 

Türkteki, M.Ö 2200 yılından sonraki dönemde 200-300 yıl süren bir kuraklığın yaşandığını ve o dönemin insanlarının iklim şartlarına uyum sağlamak için tarım ve hayvancılıkta kuraklığa dayanıklı canlıları ve ürünleri tercih ettiğini söyledi.  O dönemde tohumları koruyup, güvenliğini sağlamak için özel olarak saklandığı bilgisini veren Türkteki, “Kuraklığa daha dayanıklı olan keçinin yerine koyun, buğdayın yerine karaburçak bitkisinin tercih edildiğini saptadık. Çeşitli baklagiller de bu ürünler içinde yer alıyor. Ayrıca her yapının içerisinde kendisine ait silolar ve büyük küpler bulunuyor. Bu küplerde de ürün depolanıyor” diye konuştu

Salisilik asite ait organik kalıntılara rastlandı

Tarih öncesinden günümüze bitkilerin günlük besin ihtiyacını karşılamak dışında da kullanım alanları bulunduğunu aktaran Türkteki, bazı kaplar üzerinde kimyasal yöntemler kullanılarak yapılan organik kalıntı analizlerinin sonuçlarının son derece ilginç olduğunu söyledi. Türkteki, kazı alanında bugüne kadar bilinen en eski ağrı kesici/yatıştırıcı kullanımına dair kanıtlara rastladıklarını ve ağrı kesici yapımında kullanılan hammadde olan salisilik asite ait organik kalıntıların ilk defa Küllüoba’da saptandığına dikkat çekti.

Uluslararası ticaret ağına ilişkin önemli kanıtlar

Eskişehir’in ve Küllüoba’nın bölgesel ve uluslararası ticarette tarih öncesi çağlardan itibaren önemli bir stratejik nokta olduğunun altını çizen Türkteki, tunç çağı ticaretinin ana rotası üzerinde yer alan Küllüoba’nın da bu ticaret sonucunda giderek zenginleştiğinin altını çizdi. Türkteki “Günümüzden yaklaşık 4500 yıl önce bu ticaretle Küllüoba’ya hem bazı üretim alanlarında teknoloji transferinin gerçekleştiğini hem de çeşitli ürünlerin ulaştığını anlıyoruz, başta zeytinyağı olmak üzere çeşitli yağların ve ilaçların da özel kaplarla birlikte Küllüoba’ya gelişine dair önemli verileri analizlerle saptadık” ifadelerini kullandı. (Kaynak:Dünya Gazetesi) 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma ulusoy - 6 ay önce
Teşekkür ederim bilgilendirdiğiniz için emeği geçen bilim insanlarımıza ve yardımcılarına sağlık kolaylık ve esenlikler diliyorum sevgiler selamlar