banner414

EKREM BİRSEN BİN MARİFET

EKREM BİRSEN BİN MARİFET
07 Ekim 2019 Pazartesi 09:40

Biz daha az yaşadık, ama bizden sonraki öğrenciler hangi bölümden olursa olsun alımı biraz daha kolay olduğu için asker ve polis olmak için seferber oldular.

Atanmaya giden yolun, gelinen yoldan daha uzun olduğu bölümlerden mezun olanlar ise ilk tercihini asker ve polis olmaktan yana kullandı.

Boy ve kilo ortalamasını tutturanlar, ekmeğe giden yolun en kısa olanını seçerek güvenlik kuvvetleri mensubu oldular.

Benim gibi “Hürriyet Gazetesi’ni yöneteceğim” iddiası olanlar ise belli dönem sigortasız ve asgari ücretin 3’te biri ile hayatta kalma mücadelesi vererek,  geçmişte kurduğu hayallerin bedelini ağır ödemek zorunda kaldı.

Eskişehir neyse de, İstanbul’da taksi ücretlerini biraz fazla yazdırarak bir öğünü kurtaran arkadaşlar biliyoruz.

Halimize şükür ettik anlayacağız o dönemlerde.

Aza kanaat getiririz elhamdülillah.

Öyle çoğa kavuşmak için de değil üstelik.

Terbiyemiz böyle.

Belki bir saray terbiyesi değil ama, Özal’ın verdiği yüzde yüz memur zammı ile ite kaka yapılan, kreşsiz, kolonsuz, briket evlerden de çok terbiyeli vatandaşlar çıkar.

Hayatımın ilk kadınını aza kanaat getirerek mutlu etmişimdir.

Bulgur pilavı ile karnıyarığa aynı aşkla kaşık atınca gözlerinden fışkıran mutluluk paha biçilemez.

Bu durum karakteristik özelliğime “Soner ne versen yer, hiçbir şey ayırt etmez” diye yazılınca, komşu çocukları ile yapılan mukayesede haneme puan olarak yazılmıştır üstelik.

Aza kanaat etmek hayatta başarı sağlar mı bilmem ama karşıda olanı mutlu ettiği açık.,

Başladığımız yere dönersek,

O dönem ve hala, pek çok üniversite mezunu, askere gidip yollarına teğmen olarak devam ediyorlar, ya da polislik sınavına girip polis oluyorlar.

Zaruri olan karşısında, hayallerin ötelenmesi söz konusu.

Gençler hayat kurmak ile hayal kurmak arasında bir tercih yaptığında, hayat kurmanın daha öncelikli olması gayet doğal.

Ancak, iş dönüp dolaşıp yaşını başını almış, hatırı sayılır bir mevki edinmiş insanlara gelince durum biraz karmaşık bir hal alıyor.

Esnaf Odası Başkanı, emniyet müdürlüğüne soyunabiliyor mesela.

Geçtiğimiz günlerde Ekrem Birsen bir basın açıklaması ile varlığını hatırlattı bizlere.


Malum yerel seçimdeki net tavırları ardından uzunca biri süre yoktu ortalıkta.

Maharet, ne zaman ortaya çıkıp, ne zaman yok olunacağını bilmektedir belki de.

Ekrem Birsen’den basın açıklaması var” denince,

Nihayet ekonomik sıkıntılar yaşayan esnafın sorunları ile ilgili bir kaç şey söyleyecek” dedim kendi kendime.

Kendi kendime yaptığı konuşmaların pek çoğu hayal kırıklığına uğradı.

 Bu konuşmamda hayal kırıklığına uğrayacaktı elbette.

Onca esnaf kepenk kapatmışken, nakit para akışındaki sıkıntıdan bırakın küçük esnafı, koca koca sanayiciler muzdarip olmuşken, bu beklenti hiç boşuna değildi haddizatında.

Ama dediğim gibi hayal kırıklığına uğradım.

Malumunuz, Eskişehir’de birkaç gün önce pek de alışık olmadığımız bir olay yaşandı.

Bir terör evi polisler tarafından basılarak çatışma yaşandı.

Birsen’in açıklaması işte bu çatışma ile ilgiliymiş. Birsen şunları söylüyor,

Şehrimizde terör örgütü mensuplarının halkımız arasına girerek yaşamaları ve saklanmaları bizlere bu konuda daha dikkatli olmamız gerektiğini göstermiştir. Tüm halkımızdan özellikle de esnaf ve sanatkarlarımızdan bu konuda uyanık olmalarını istiyoruz. Esnaflarımız mahallesindeki herkesi tanır ve yabancı biri mahallesine geldiğinde hemen farkeder. Yaşanan bu terör olayı esnaf ve sanatkarlarımızın önemini bir kez daha göstermiştir. Buradan tüm esnaf ve sanatkarlarımızı da daha dikkatli ve uyanık olmaları gerektiğini, ister şehir merkezinde olsun, ister mahallerimizde olsun davranış ve görünüşleriyle şüphe uyandıran kişileri gördüklerinde çekinmeden emniyet mensuplarına derhal bildirmelerini önemle hatırlatıyorum”

Söylenenler yerinde, sosyal yapımız göz önüne alındığında ise oldukça haklı.

Ancak bu açıklamaların İl Emniyet Müdürü tarafından yapılması gerekmiyor muydu?

Pek çok STK ve Oda başkanı yaralı polislere giderek, geçmiş olsun dileklerini iletirken, terörü lanetlerken, Birsen’in açıklaması sizce de biraz tuhaf kaçmıyor mu?

İşin özüne bakarsak, bazı dönemler, bulunduğun koltuktaki görevini yerine getirmeye müsaade etmez.

Ama koltukta oturmanın da bir anlamı olmalı.

İşte bu dönemler kafa karışıklığı yaşanır, esnafı temsil edeceğim derken, emniyet müdürü oluverirsin.

Şayet Eskişehir’de halen yaşanması muhtemel terör olayları varsa emniyet müdürlüğü tüm STK’ları uyarsın.

 Aksi halde, Birsen’den ilham alan ve “konuşsam sırası değil, sussam varlığım hatırlanmayacak” diyen pek çok oda ve STK başkanı, il emniyet müdürlüğü görevini üstlenmeye kalkacak.


Etiketler; #ekrem birsen
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.