SİVRİHİSAR MİTİNGİ ÜZERİNE İKİ KELAM

Mahalle mahalle, gece gündüz çalışarak referandumdan hayır çıkarmaya çalışan CHP’nin, Sivrihisar’da yaptığı miting CHP’nin bu amacına ne kadar hizmet eder bilmiyorum ama Sivrihisar adına güzeldi.
Sivrihisar’ın tek tipleşmemesi, “buradan hep sağ partilere oy çıkıyor” canım tuzağına düşülmemesi adına güzeldi.
Bir yere gitmiyor, bir yeri duymuyor, bir yeri anlamıyorsanız, bir yerden sizi anlamasını, sizi duymasını bekleyemezsiniz.
Bu yüzden Sivrihisar mitinginin ‘evet’ ve ‘hayır’a sıkışmış gündemde, ‘hayır’dan ve ‘evet’ten daha öte bir anlamı var benim için.
Kırsal kesim insanının bazen yüksek sesle dillendirdiği acı bir laf vardır;“bizi insan yerine koyan yok” derler.
Duyulmayan sesin, görmezden gelinmenin tarifidir.
Çok ama çok haklı bir sözdür.
Seçim dönemlerinde siyasilerin yol üstü uğrakları olmanın ötesine geçemeyen kırsal bölge insanı,  bir sonraki sandık serüvenine kadar anılmamaktan muzdarip bir şekilde içi içini kemire kemire bekler...
Bir dahaki seçimde siyasilerin gözündeki en önemli kozu olan oyu kullanmamak ya da karşıt partiye vermek için içtikleri yemini, “intikamlarını” almak için sabırlı bir şekilde bekler.  Siyasilerin seçim ve referandum döneminde köy köy, ilçe ilçe gezmeleri ile övünmeleri boşa değildir bu yüzden.
Bu gezmeler enderdir ve ender olanlar kıymetlidir.
Seçimlerde hatırlanan, referandumda büyük sorumluluk yüklenen kırsal kesim insanları belki de sadece böyle dönemlerde sorunlarını dolaylı yollardan değil, direk olarak söylemenin, hayranı olduğu siyasiler ile yan yana fotoğraf çektirmenin hazzını yaşarlar bir yerde.
 Koca koca adamların, hem siyasi, hem iktisadi anlamda kendilerine lüks yerlerde koltuk bulanların bile bir parti genel başkanı yanında poz vermeyi maharetten saymalarını göz önüne alırsak, hiç de yabana atılır bir haz değildir.
Kim yaptı, niye yaptı?
Hangi hesabın ürünüydü çok tartışılacak biliyorum.
Bazı gazetelerde bastıra bastıra “böyle miting mi olur?” diye yazılacak.
Bir Sivrihisarlı olarak söylüyorum. Sivrihisar’ın siyasi mitinglere çok ihtiyacı var.
Amma velâkin, siyasetin hayat ve memleket üzerine bir dava müessesi olması şartıyla…
 
YEŞİL PANKARTLILAR
Madalyonun bir yüzü yukarıda anlattığım güzellik ise diğer yüzü CHP içindeki ayrığın alenen ortaya saçılmasıydı.
Tepebaşı Belediyesi tarafından alana taşınan hatırı sayılır kitle ellerinde yeşil pankart ile mitingin Ataç tayfasını oluşturuyordu.
Anladığım o ki Ataç ya “Eskişehir CHP’sine rağmen, CHP için çalışıyorum” mantığında, ya da karşısına rakip olarak aldıklarını hamle yapmaya zorluyor.
İşin aslı CHP’nin bir kanadını oluşturan Büyükerşen, Kurt ve Özkar’ın şimdiye kadar herhangi bir düello hazırlığında olduğuna dair ipucu yok.
Referandumun vermiş olduğu ağır sorumluluğun sabır taşı nedeniyle herkes oyunbozan konumuna düşmemek için bekliyor.
Zaten CHP’nin ‘hayır’ı en üst limitine taşıması için bu sessizlikten başka bir şansı yok.
Ancak referandum sonrası o sabır taşının çatlaması içten bile değil.
Demem o ki; o alana hayır için gelenler olduğu gibi Kılıçdaroğlu için gelen de vardı.
İnandığı bir dava için gelen olduğu gibi, şahsi davalarını için gelenler de ordaydı.
Saman altından su yürüyor ama kimse samanı ayağıyla itip suyu görmek istemiyor bu süreçte.  İlerleyen zamanlar partisine zarar vermemek adına susanlarla, şahsi hırslarına yenik düşenlerin mücadelesine sahne olacak. 
Biz ne kadarını izleyebileceğiz orası muamma…