ATI ALAN GERÇEKTEN ÜSKÜDAR'I GEÇTİ Mİ?

Referandumda "evet" kazandı diyelim. Kaybedenleri hesaba katmadan ülke yönetilebilir mi?

%100’lük bir kesimi yönetebilmek, %51 küsurluk bir seçmenin onayı ile mümkün değil. 80 milyonun yükünü bahsettiğim %51’lik kesim çekemez. Bu fiziğe aykırıdır. Siyaset ve sosyoloji için bekleyip görmek lazım. Şayet bir mucize olmaz ise siyasetin, fiziğe bu denli hiçe sayması yani kuvvetlerin dengesini görmezden gelmesi memleket için çok fazla olumlu sonuç doğurmayacağı kanısındayım. Elbette, siyaset ve sosyolojinin gerçek hayatta kağıt üstünde gerçekleştirebileceğinden çok daha fazla mucizeye gebe olduğunu inkar etmiyorum. Ama yine de fizik kurallarını yabana atmamak gerekiyor. Mevcut iktidar şayet bundan sonraki adımlarını hayır oyu veren %49’luk kesimi görmezden gelerek atar ise, şimdilik desteğini aldığı %51’lik kesimin desteğinden olması içten bile değil. Hatırlatmakta fayda var. “Hayır” “evet” karşısında hem iktisadi bakımdan, hem de moral ve motivasyon açısından bir hayli geride başladığı yarışta yarışın ortağı olmayı başardı. Resmi olmayan sonuçlara göre “evet” ipi göğüsledi fakat akıllardaki soru işaretleri “hayırın” motivasyonunu artırırken, “eveti” ise diken üstünde bir galibiyete taşıdı. Ne alan, ne de veren memnuniyeti söz konusu. Bu galibiyetti sloganlarla, alkışlarla yaldızlı hale getirmek elbette mümkün. Televizyonlarda 24 saat “evetin” galibiyeti üzerinden destanlarla insanları büyük bir galibiyete inandırmak da mümkün, ancak inanç kırılmasının, inançtan daha büyük sonuçlar doğuracağı da aşikar. Bekleyip görelim iyisi mi. Atı alan Üsküdarı geçti mi? Yoksa at mı yönü belirliyor. Üsküdar oradaysa at da burada. Memleket hali ve ahvali bu referandumun bir at kapma yarışı olmaktan çıkarılması gerektiği yönünde ciddi sinyaller veriyor. Umut ediyorum ki bu sinyal iktidarın da gözüne ilişiyordur.
 
 
Haberler