Eskişehir AK gençlerden ibaret değil maalesef

Soner Uçak yazdı...

Geçtiğimiz hafta Eskişehir’de iki üniversiteli gencin intiharı, kentin üstüne bir karabulut gibi çöktü.

Herkes bu iki gencin ölümünden payına düşen acıyı fazlasıyla aldı.

 Hiç şüphe yok…

***

Bazılarının eleştirdiği üzere; bu intiharların kamuoyu ile paylaşılmasının ne yaşamına son veren gençlere, ne de toplum sağlığına bir faydası olmayabilir.

Ancak gençlerin intihar ettiği bir toplumun zaten hasta olmadığını söylemek de bir hayli güç.

Ayrıca, son derece üzücü olaylar karşısında toplum sağlığı zarar görecek diye görmezlikten gelinemez diye düşünüyorum.  

Nitekim; konu ile ilgili kurumlar üzüntülerini dile getirdi.

Öğrenci arkadaşları intihar olayları sonrasında yürüyüş düzenleyerek en temel hakları olan yaşam hakkını talep ettiler.

Bazı siyasetçiler her iki olay karşısında dozajı bir birinden farklı tepkiler verdi.

Belediyeler gençleri gençlik merkezine davet ederek sorunların birlikte çözülmesi yönünde çağrı da bulundu.

***

Verilen tepkilerin hepsi kıymetli ancak CHP Milletvekili Utku Çakırözer’in sorunu TBMM’de dillendirmesi sorunu çözmese de, çözüm adresini göstermesi adına daha kıymetliydi bana kalırsa.  

***

İşin bir diğer tarafına baktığımızda; henüz  AK Parti ve MHP kanadından herhangi bir tepki gelmediğini üzülerek gördüm. Herhangi bir adım atıp atmadıkları yönünde ise hiç bir fikrim yok.

Yanlış anlaşılmasın her iki partinin yönetici veya vekillerinin üzülmediğini söylemiyorum.

Aksine! O ağır yükün, en fazla onların omuzlarında olduğunu biliyorum.

Fakat, üzülmek biz sıradan vatandaşların işi.

 Zira elimizden bundan fazlası gelmiyor, gelemiyor ne yazık ki.

İktidar yetkililerin bu konuya ilişkin gençleri dinleme zahmetine girip girmeyeceklerini merak ediyorum.

Örneğin, barınma sorununu, mezuniyet sonrasında iş bulamama kaygısını, zor durumda yaşayan ailelerinden aldıkları her kuruşun altında ezilmelerini, sosyalleşmenin maliyetinin bu denli arttığı bir zamanda iki sohbete bir kahve ya da çay ekleyemediklerini, lokantaya girmeden önce cebindeki parayı bir kez daha kontrol etmek zorunda kalışlarını dinleyip, tecrübeleri ile öğüt verecekler mi?

 Veya bu konuyu çözmek için herhangi bir politik müdahalede bulunacaklar mı?

***

Ben üç aşağı beş yukarı bunlarla mücadele ederek öğrencilik geçirdim.

Ancak o vakit öğrenciler arasında bu denli bağlar kopmuş değildi.

Kapısını çalacağımız amcalar abiler teyzeler vardı.

“Bu ay kirayı ödeyemeyeceğiz” dediğimiz de “sıkmayın canınızı” diyen ev sahipleri.

Yanlış anlamayın ama o dersten iyiyseniz yemek ısmarlatabileceğimiz hocalarımız.

Bira ısmarlatabileceğimiz danışmanlarımız vardı.

Üniversitelerde öğrenci dışında her şeyi gören yığınla kamera yoktu.

Ama bizi gören, görmek zorunda kalan Üniversite yöneticileri vardı.

***

Hasılı; bireyi yaşam karşısında koruyan bir toplumsal örgütlenme ile ayakta kaldım ya da kaldık.

***

Yaşam şartları değişti.

Daha zor bir hayatı daha yalnız bir şekilde göğüslemeye çalışıyor gençler.

Dolayısıyla topyekûn bir gençlik sorunu var karşımızda.

Sadece herhangi bir cenahın eyvahlanmalarına bırakılmayacak kadar derin ve vahim bir sorun.

***

Öğrenci kenti olarak bilinen Eskişehir bağrında kopuyor kıyametimiz.

Eskişehir öğrenci sorunlarına çözüm üretilebilecek ve tüm Türkiye’ye bu çözümleri sunabilecek bir kent ya da öyle olmak zorunda.

Fakat, işi sadece muhalefetin isyan ve itirazına ya da belediyelerin imkan ve olanaklarına bırakmak yetersiz.

Son haftada yaşadığımız iki üzücü olay sonrasında AK Partili ve MHP’li yetkililer de ellerini taşın altına koymalı.

Genç denildiği zaman akıllara sadece AK gençlik gelmemeli.

AK Partili vekiller yaşanan iki acı olay özelinde öğrenci sorunlarını mecliste dile getirmeli.

Yerel de de öğrenci sorunlarını çözmek adına ortak bir akıl üretilmeli.

Her kesimin kendi gencini yanına alıp gezince tüm gençleri kaybetmek ihtimali ufukta türedi.

***

100. yıl yaklaşırken hatırlayalım

Mustafa Kemal ülkeyi gençlere emanet etmişti.

Peki; ya gençlik kime emanet ?

Haberler