Yılmaz Büyükerşen’ın adaylık hikayesi…

Soner Uçak yazdı...

Şöyle bir manzara düşünün; Yılmaz Büyükerşen “yakınlarını” çevresine topluyor. “Çocuklar bir kahve koyunda sizinle dertleşelim” diyor. Kahveler hazırlanıyor.

Tüm gözler Yılmaz Büyükerşen’de ve Büyükerşen başlıyor konuşmaya “artık bu son dönemim” yakınları da durur mu, onlarda kendi aralarında konuşuyor.

Hikaye bu ya! Birden aynı salona Oda tv’de giriyor. Yakınlarının ne dediği bir güzel dinleyip, terk ediyor salonu.

Sonra aynı oda tv “madem ben duydum kamuoyuda duysun” diyerek duyduklarını haber olarak kamuoyu ile paylaşıyor.

Ve ortaya şöyle muazzam bir haber çıkıyor: Büyükerşen'in yakınlarına "artık bu son dönemim" dediği konuşuluyor”

 Konuşmaların konuşulmasından harika bir haber öyle değil mi?

Peki; bu haberde ne eksik?

 Öyle “5N 1 K falan” demeyeceğim.

Bu haberde ziyadesiyle zeka eksik.

“Kurnazlık” demiyorum.

Peki; bu zeka kırıntısı bile taşımayan haber ne oluyor?

 Eskişehir’de de bazı haber sitelerinin iştihanı kabartıyor.

Haklı olabilirler çünkü ciddi bir reyting malzemesi.

Öte yandan böylesi süreçlerde işe de yarayabilir. Kimin işine?

 Uzun konu.. Dert başka.

Yılmaz Büyükerşen, Kazım Kurt’un Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olarak kalması halinde Eskişehir’de seçimin zora gireceğini belirtmesi üzerine, belki de siyasi kariyeri boyunca hiç yapmadığı bir şeyi yaparak “adayım” demişti.

Daha sonra Cihan Yıldırım’a net bir karar vermediğini belirtmiş: İlk açıklamasında Kazım Kurt’un açıklaması sonrasında oluşabilecek motivasyon kaybının önüne geçmek istediğini ifade etmişti

Adaylığı ile ilgili mevzuyu burada noktalamıştı Büyükerşen.

Peki; şimdi gelelim Yılmaz Büyükerşen’in demediklerine.

Yılmaz Büyükerşen “Eskişehir’i bana emanet edin” demedi. Hatırlayın Bir önceki seçimde genel başkan Kılıçdaroğlu “Eskişehir’i Yılmaz Hocamıza emanet ediyoruz” dedi.

Mesela, Yılmaz Büyükerşen, büyükşehir belediye başkanı olma şansı bulunan Ahmet Ataç ve Kazım Kurt’a “büyükşehire aday olmayın” falan demedi.

Her ikisi de Yılmaz Hocamız varken biz olmayız benzeri cümleler kurdu.

Mesela, “ben partiler üstüyüm” lafını bir kez ağzından duymadım.

CHP’liler dahil herkes Yılmaz Hocamız tüm partilerin seçmenlerine hitap ediyor” diyerek her defasında partiler üstü olarak tarif ettiler Büyükerşen’i.

Büyükerşen’in demedikleri listesi uzar gider. Uzatmaya gerek yok.

Daha seçimlere 5 ay süre var.

Bu 5 ayda nelerin değişebileceğini en iyi bilenlerden biri hiç şüphesiz Yıllmaz Büyükerşen’dir.

Bu nedenle muhtemeldir ki adaylığı ile ilgili en az düşünen de yine kendisidir. Şehrin politik atmosferine bakınca kesin olarak böyledir de diyebiliriz zannediyorum.

Böyle olsa da , bu belirsizlik biz basın mensupları için iyi bir meşguliyet alanı olmayı sürdürecektir.

Yılmaz Büyükerşen bu süreçte pek çok kez adaylığı ile kararını medyadan öğrenecektir.

Hiç olmazsa yerel medyadan öğrense sizce de daha iyi olmaz mı?    

Haberler