Köpeğin poposunu ısıran ördeği izlediniz mi?

Soner Uçak yazdı...

Sosyal medyadan çok fazla etkileşim alanların övünmelerinde belli bir düzeyde haklılık payı olsa da, sırtı salt sosyal medya verilerine yaslamak akıl karı görünmüyor. İlk olarak niceliksel olarak köpeğin poposunu ısıran ördeğin görüntüleme sayısını yakalayamayacakları gibi bir gerçek var. İkincisi ise salt takip ve görüntülenme sayısı bir tercih nedeni olsaydı ördek ve köpeğin hatırı sayılır mevki makamlarda görmek içten bile değil.

Konuyu nasıl buraya getirdiğimi açıklayayım. Genel seçimler yaklaşıyor. Dolayısıyla sosyal medya üzerinden sarmaş dolaş olanların en bilindik şekliyle ile vatandaş ile kucaklaşanların, tokalaşanların fotoğrafları hızlı bir şekilde önümüze düşüyor. Vatandaşı dinlemiş, tokalaşmış falan filan diyerek bende ister istemez beğen butonuna basanlar arasına giriyorum.

Ancak, neden sonra bir olmamışlığı fark ediyorum. Sosyal medyada beğendiğim kişinin gerçek hayattaki yansıması, bu olmamışlığın en önemli faktörü olarak karşıma çıkıyor.  Ki, artık gerçek olanın sosyal medyada yansımasını yakalamak daha zor bir faaliyet olarak karşımızda bana kalırsa.

        Bu hamlık hali ister istemez genel seçimlerde boy gösterecek parti, teşkilat ve adaylar üzerine bir akıl yürütmeyi zorunlu kılıyor.

Çok kullanılan bir terim momentum yakalama. Momentum esasında bir fizik terimi. Önceleri sporda ardından sosyal hayatta kullanıldı. Sosyal hayatımızda yükselen kişileri gördüğümüzde “ciddi bir momentum yakaladı” tespitini kullanırız.

Oysaki; momentum kütle ile hızın çarpımıdır. Yani ortada ciddi bir momentumun olması demek öncelikle belli bir yön ardından ise bir ağırlığın ve hızın olmasını gerektirir. Biz genellikle hızlı olana, çok görünene, çok konuşulana ağırlığı da bahşederiz.

Yanılgı burada başlıyor zannediyorum. Binlerce yüzlerce fotoğraf karesinin, tokalaşmanın, kucaklaşmanın, şirinlik abidesi fotoğrafların sadece bir buton marifeti ile beğenilip geçilmesi, üstüne konuşulur bir tarafının olmaması, bir hikaye örülememesi bu ağırlık eksikliğinden kaynaklanıyor.

Ancak ne fotoğraf karelerine sığdırılanların ne sarf edilen sözlerin, ne de yaptığımız eylem ya da hareketlerin bir tartısı yok.

En azından anlık olarak tartamıyoruz. Haliyle seçim günlerinde çıkılan tartı da alışveriş veriş sonrası bir tartma işleminden öte bir anlam taşımıyor.

Gündem belirlemekten daha ziyade gündeme dahil olma heves ve telaşı söz konusu.

Sözü daha fazla uzatmaya gerek yok.

O ağırlığı yakalamadan, o hıza erişmenin çok da al benisi olmayacağı kanısındayım.

Vatandaşı seviyorum diyerek kimseyi aşkınıza ikna edemezsiniz, demokrat pozu vermek siz ve fotoğrafçınız arasındaki sığ bir ilişkinden ibaret hale gelir. Halkçıyım dediğiniz de halk tarafından umursanmaz olursunuz.

Formül basit yine bu topraklarda.

 Olduğun gibi görünmek her babayiğidin harcı değil. Ancak zannediyorum göründüğün gibi olmayı denemekte fayda var.

En nihayetinde hakikat kırk parçaya bölünmüş olsa da, hala aranır bir mevzu…

Twitterda facebokkta zirveyi zorlayanlara hatırlatmakta fayda görüyorum.

Haberler