Eskişehir düşerken...

Soner Uçak yazdı...

Maliye Bakanımızdan mülhem; Eskişehir’in daha fazla düşecek bir yeri kalmadı. O halde neden korkuyoruz.

TÜLOMSAŞ şehri terk ettiği zaman kim ne söyledi?

Hatırlayabilene aşk olsun.

Hatırlanmadığına göre; daha doğrusu hatırlanma gereksinimi duyulmadığına göre pek de itiraz etmedik diyebiliriz.

Oysaki; üretim, aş, işten çok daha başka; kent belleğinin büyük bir parçası bir tabela marifetiyle sökülüp atıldı.

Bugünlerde ansızın apansızın aklımıza gelen demiryolu kenti olduğumuz gerçekliğinin nişanesiydi o TÜLOMSAŞ tabelası.

Biraz daha geriye gidelim. Film zannediyorum stadyum ile başladı. Hani şu “Yeni Eskişehir Stadı mı olacak yoksa Atatürk stadı mı?” diye tartışıp durduğumuz. İsmail Arca’dan sesi titreyerek dinlemiştim. “Statta maç yaparken kaldırımdan geçen insanların sesleri kulaklara kadar geliyor, sıkıyorsa koşma…” Bir yerde “sokakta oyna kaldırımda destekleyelim” diyenlerin ütopyası gerçekleştiği zaman dilimi. Şehrin kalbi ES ES ES Kİ Kİ Kİ Kİ diye atıyor. Daha ne olsun. Söküp attılar. Elbette; Eskişehirspor’un şimdiki halinin tek nedeni stadın yerinin değişmesi değildir. Ancak, Eskişehirspor’un yazdığı bir tarih varsa, orada yazıldığını kim inkar edebilir. Olsundu; bize daha büyük, daha modern ve daha az anlam yükleyeceğimiz bir stat lazımdı. Eskişehirspor deyince şimdi pek çok şey eksik kalıyor. En büyük eksiklerden biri de o stattır bana kalırsa.

Mezun olduktan sonra da gidip, arada bir anı tazelediğim Anadolu Üniversitesi’ne ne demeli; Soner Yüksel yazmış “Anadolusu gitti üniversitesi kaldı” diye. İkiye bölüp “3. Üniversite yaptık” dediler. İki yarımdan bir bile çıkmadı. Çoğaltarak yok etmek de ayrı bir marifet, öyle değil mi? Çomaklı hoca bir ara yarı açık cezaevine dönüştürmek istedi. Başarılı olmadı diyemeyiz. Ne öğrenci kentimiz kaldı, ne de “Anadolu Üniversitesi’nde okuyacağım ya da mezunum” gururumuz. Vasatlıkta sınıf atladık.

Şimdi sırada Hasan Polatkan Havalimanı var. Duymuşsunuzdur büyük büyük konuşmalarda aslında; "Eskişehir havacılık şehridir" diye.

Uçaklar bizden sorulur, motor yapmışız. 1986’da Sivil Havacılık bölümü açılmış bu şehirde. Unutmadan! 2007 yılında aldığı işletme ruhsatıyla dünyada ilk, Türkiye'de ise tek 'üniversite havalimanı' olarak tarihe geçmiştir Hasan Polatkan Havalimanı. Önceleyin adı Eskişehir Anadolu Havaalanı idi. 2005 yılından itibaren yurt dışı uçuşlara başladı. Yokedilmesi şart olmuştu nitekim. Duyduk şaşırmadık. İşlevsiz hale getirilmek isteniyor…

Bence Eskişehir’in daha fazla düşecek bir yeri kalmadı. Korkmaya gerek yok bu saatten sonra. Alpu Ovası’nı da açalım isteyen ray döşesin, isteyen termik santral diksin.

Haberler