Alpu’ya bakıp Dipsiz Gölü görmenizi ne çok isterdim

SONER UÇAK YAZDI...

Gümüşhane’de Dipsiz Göl varmış gördünüz mü?

Görmediyseniz, bundan sonra göremeyeceksiniz.

Kurudu, daha doğrusu kurutuldu.

Yerin üstündekilere edindiğimiz yüksek başarıdan dolayı zannedersem, artık gözümüzü yerin altına diktik.

Tarımın içler acısı halini söylemeyeceğim.

Ormanlara kasttan bahsetmeyeceğim.

Bunlar eskimiş, en azından eskimesi gereken konular.

Eskiden, çoluğu çocuğu tombalağı doyuran toprak, şimdi gözümüzü doyurmaya bile yetmiyor.

Toprağın çaresizliği fena!

 Neyi arıyoruz bilmiyorum.

Dipsiz Göl “define var” denilerek kurutulmuş, valilik izni ile üstelik.  

Toprağın üstündeki defineleri işlemeyi başardık da, altındakiler kaldı.

Ha gayret!

Alpu’ya bakıp Dipsiz Gölü görmenizi ne çok isterdim.

İnsanın, o kör, her şeyi yutan karanlığının Alpu’yu yutmaya teşne halini bilin isterim.

Dipsiz gölün altında büyük ihtimal define çıkmadı.

O işten sorumlu olanlar,  görevden alınmış falan hikaye.

Mevzu ne birkaç iş bilmezin, ne de birkaç toprak, su düşmanın mevzusudur

Tamamen bir zihniyetin vücut bulmuş halidir.

12 bin yıllık göl bir defne sevdası yüzünden kurutuldu.

Ne 12 bin yılın, ne golün, ne güzelliğin hatırı sayıldı.

Bilin isterim.

Alpu’da vurulacak sondaj derine gittikçe karşımıza bir dipsiz kuyu çıkacak.

Alpu’nun üstündeki bereketi o kuyuya gömüp, belki bir Fatiha okuruz.

En nihayetinde bu dünyayı kurtaramazsak da, ahreti garantiye alalım.

Öyle değil mi?

Haberler