Kayyım

SONER UÇAK YAZDI...

CHP’ye kayyım atanması bir kez daha farklı tartışmaları beraberinde getirdi.

Hukuki bir süreç olan kayyım meselesini bolca siyasi sosa bulayıp masaya getirenlerin, Adar'ın hanesine siyaseten bir kaybı yazmadan masadan kalkmadıkları bir gerçek.

Adar yönetimi, hukuken kaybetmiş değil, siyaseten kaybetmiş algısı oluştu oluşacak.

Davacı Rabia Akman ve yanındakiler ama, fakat, lakin demeden giriştikleri hukuk mücadelesinden kazandılar beliki ama zannediyorum, il yönetiminin disiplin süreci başlattığı Akman’ın bütün riskleri alarak, kimseden çekinmeden dile getirdiği itiraz, işin hukuk boyutundan çıkararak, bir siyasi zafere dönüşmesinde başrolü oynuyor.

Bu yönüyle baktığımız zaman CHP’nin grup, öbek ve kişiler üzerinden yeni bir şekillenmeye gitmesi kaçınılmaz görünüyor.

Şehirdeki siyasi atmosferin bu denli durgun olması karşısında CHP’deki yaşanan kımıldamalar, durgunluktan sıkılan bizler için bulunmaz nimet elbette.

Ve bolca yazılıp çizilecek.

Aslına bakarsanız yazılıp çizilmeyi de hak ediyor.

En nihayetinde, bu hareketliliğin  içinin nasıl ve niçin doldurulacağını bilmeksek de hareketlenmenin kendisi dahi başlı başına bir sohbet makamı değil mi?

Öte yandan kongre sürecine az bir süre kalan AK Parti’ye baktığımız zaman işler daha bir girift hal alıyor

Zihni Çalışkan’ı amiyane tabir ile yemek isteyenlerin iddiaları ile Zihni Çalışkan’ın sosyal medya üzerinden “en büyük reisçi benim” feryatları arasına sıkışmış, daha doğrusu sıkışmak zorunda kalan bir parti var karşımızda.

Nereden nasıl türediği belli olmayan fakat AK partili oldukları belirtilen kişiler tarafından ortaya atılan onlarca iddiaya rağmen, hukuk yoluna gitmeyi bir türlü başaramayan travma…

İddiaların, çürümeye bu denli bağışıklık kazanması, Çalışkan’ın yerine kendilerinin gelmesi gerektiği inancından zerre şüpheye düşmeyen kişi ya da gruplar arasında, siyasi etik ve ahlakın erozyana uğraması ve bunca irtifa kaybı söz konusuyken, CHP’ye kayyım atanması daha çok reyting alıyor.

Yerel seçimlerden alınan yenilgi psikolojisinden kurtulmak bir yana, yeni bir çıkış yolu bulmak adına iç çekişmelerden dahi başını kaldıramayan bir AK parti söz konusu anlayacağınız.

İktidar partilerinin il teşkilatları ya da örgütlerinin, o şehir için nedenli önemli olduğunu göz önüne alırsak kaybımız ortada.  

Ve AK Parti’nin Eskişehir’deki haline bakınca insan ister istemez demeden geçemiyor “acaba AK Parti’ye de mi kayyım atansaydı” diye?

Haberler