EĞİTİM BÜTÇESİ TEMEL İHTİYAÇLARA BİLE YETMİYOR

Bütçede aslan payı eğitimin deniliyor. Ancak bütçenin büyük bir kısmı okul yapım ve onarıma ayrılıyor. Okullarda ısınmadan, temizliğe kadar birçok alanda ödenek sıkıntısı nedeniyle hem öğrenciler, hem öğretmenler, hem de okul yöneticileri mağdur oluyor.

2018 yılı bütçe görüşmeleri TBMM Genel Kurulunda devam ediyor. Bütçe içerisinde en önemli kalemlerden biri de Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi. Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Haydar Urfalı, MEB’in 2018 bütçe tasarısını değerlendirdi.

TBMM’ye sunulan 2018 Bütçe Kanun Tasarısı’nda MEB’e ayrılan bütçe rakamlarına bakıldığında, doğrudan eğitim hizmetlerine yönelik yatırımlarda gerçek anlamda bir artışın olmadığını söyleyen Urfalı, “Genel bütçeden, Milli Eğitim’e ayrılan pay için ‘en büyük pay’ deniliyor. Evet bu doğru. Yüzdelik olarak en büyük pay ama tutar olarak baktığımız zaman yıllar içerisinde bir azalma söz konusu. Dolayısıyla öğrenci sayısının artması, personel sayısının artması, personel giderlerinin artması, eğitim ve öğretim maliyetinin artmasıyla birlikte düşündüğümüz zaman daha az paranın ayrılması demek. Öğrenci başına düşen paranın daha da azalması demek. Böyle bir tezatlık ile karşı karşıyız. Genel bütçe içerisinde en büyük pay eğitime ayrılıyor ama ayrıntısına inildiği zaman ayrılan payın tutarı azalmaktadır” dedi.

25-30 OKUL AYNI ANDA YAPILAMAZ

Milli Eğitim bütçesinde en büyük payın yatırım bütçesine ayrıldığına dikkat çeken Urfalı, “Okulların tadilatıdır, bakımıdır, yeni okul yapımıdır… Eskişehir özelinde bile şuanda yaklaşık 25-30 okulun yapım aşamasında olduğunu görüyoruz. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı bir türlü gerçekleşemiyor. Ayrıca Eskişehir’de 25-30 okulun inşaatının aynı anda yürümesi de mümkün değil. Niye? Bütçe dengeleri. Bütçe dengelerinden dolayı bu maliyeti karşılayacak tutar ayrılamayacağı için 25-30 okul aynı anda yapılamaz. Dolayısıyla bunu yıllar bazında ileriye doğru yaymak gerekiyor” diye konuştu.

OKULLARDA BÜTÇE OLUŞTURULAMIYOR

Okulların temizlik ve kırtasiye ihtiyaçları ile öğrencilerin kültürel ve sosyal faaliyetlere katılması için bir bütçe oluşturulması gerektiğini belirten Urfalı, “Okulların personel, elektrik, doğalgaz, ısınma ihtiyaçları dışında, özellikle temizlik giderleri, kırtasiye giderleri ve okuldaki öğrencilerin sportif, kültürel ve sosyal faaliyetlere katılması için harcanacak bir bütçenin olması gerekiyor. Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığının tutumu, velililerin bu konudaki duyarlılıkları, öğrencilerin bu konuya olumsuz bakmaları nedeniyle okullarda bir bütçe oluşturamıyor. Çünkü gelirleri yok. Gelirleri nereden olacak? Kantin varsa, kantin geliri olacak. Okul servisleri varsa, okul servislerinin okul aile birliğine yaptığı bir miktar bağış olacak. Ama bu imkanlardan yoksun olan bir okul bir, iki bin lira parayı bile bulmakta bile zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

ÖNERİ SUNDUK AMA BÜTÇEDE GÖREMEDİK

Özel okullarda  ‘eğitim dersliği’ adı altında öğrencilere 2 bin 500 lira 4 bin lira arasında miktarlar ödendiğini, bu miktarların cüzi bir kısmının öğrenci başına devlet okullarına da gönderilmesi gerektiğini belirten Urfalı, “Bizim önerimiz şuydu; “Her okula öğrenci başına yıllık bütçeye ödenek koyulsun. Milli Eğitim Bakanlığı bunu okullara bütçe olarak ayırsın. Okulların bu tür giderleri için buradan harcansın.” En doğru yaklaşım bu. Bunu yapabilecek güçte midir devletimiz? Evet. Çünkü özel okullarda öğrenim gören öğrencilere ‘eğitim dersliği’ adı altında, kademelere göre farklılık göstermekle birlikte 2 bin 500 lira ile 4 bin lira arasında miktarlar ödenmekte. Bu miktarın çok cüzi bir kısmı yani 50 lira, 100 lira gibi öğrenci başına okula gönderilecek, olursa okullar bunu söylediğimiz faaliyetler için harcama imkanına kavuşur. Veliler, öğrenciler, öğretmenler ve okul yöneticileri para konusunda karşı kaşıya gelmez” dedi.

EN BÜYÜK SORUN OKULLARDA MEMUR YOK

Eskişehir’deki okullarda ödeneksizlikten dolayı yaşanan sıkıntıları da değerlendiren Urfalı, “En büyük sorun okullarda memur yok. Okullarda kadrolu hizmetli yok. Olmadığı için de okulların temizliği bu yazışmalarla ilgili hususlar nedeniyle aksıyor. Ya cevval bir müdür yardımcısı bu yazışma işlerini takip ediyor ya da okul müdürü çok donanımlıysa ve kendini bu konuda yetiştirdiyse bizzat kendisi takip ediyor.  Hizmetli noktasında da İŞKUR personeliyle temizlik faaliyetlerinin yürütülmesi amaçlanıyor. Ancak onların da göreve başlaması yaklaşık okullar açıldıktan bir, bir buçuk ay sonra mümkün olabiliyor. Bu bir buçuk aylık sürede okulların temizliğini hangi imkanlarla yapılır? Okul Aile Birliklerinin ekonomik gücünün olması gerekir ki dışarıdan personel alarak bu ihtiyaçları gidersin. Bu arada okulların güvenliği ile ilgili çok ciddi bir sıkıntıda söz konusu. Ama yeni yeni duyuyoruz ki İŞKUR personeli olarak güvenlik görevlileri alınmaya başlanmış. Onlarda okullara dağıtılıyormuş. Ancak öğrenci sayısına göre bir dağılım söz konusu değil” ifadelerini kullandı.

Haberler