BİTMEYEN ÇİLE; ASGARİ ÜCRET

Erdal Akyazı yazdı...

Asgari ücret tespit komisyonu geçtiğimiz günlerde toplandı. Toplantının açılış konuşmasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu “İşçi ve işveren taraflarından da fedakarlık bekliyoruz” demişti.

Şimdi gelin asgari ücretle ilgili bir takım tespitlerde bulunalım.

2008 yılı başında 414 dolar olan asgari ücretin 2016 yılı 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin oy kaybetmesi sebebiyle, rutin dışı olarak yüzde 30’luk artışa rağmen 2017 kasım ayı itibariyle 355,44 dolara gerilediği görülür. “Türkiye’de asgari ücret geçim ücreti olmaktan hâlâ çok uzaktadır."

- Nüfusun en düşük gelire sahip yüzde 20’lik dilimi ile en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik dilimi arasında 8 kat fark vardır. 1999’da yüzde 52.2 olan ücretlerin milli gelir içindeki payı 2000’li yıllarda sistemli biçimde azalarak 2015 yılında yüzde 34 seviyesine gerilemiştir. Bu da Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 55’in hayli gerisindedir.

- Asgari ücret artışlarının gerçek maliyeti işverenler tarafından üstlenilmemektedir. İşverenler, teşvikler ve verimlilik artışı yoluyla, yük olarak ifade ettikleri iş gücü maliyetlerinden sürekli olarak tasarruf etmektedir.

- Asgari ücreti “yük” olarak göstermek isteyen işverenlere yönelik yüzde 5’lik SGK prim desteğinin bütçeye getirdiği yük, 2010-2016 arasında 63 Milyar TL’dir. 2017 yılı içerisinde işe alınan işçilerin maaşlarının 800 TL civarındaki kısmı işsizlik fonundan işverenlere aktarılmaktadır. Asgari ücret artışının çok önemli bir bölümü kamu kaynaklarından sağlanmaktadır.

- OECD 2015 verilerine göre asgari ücretin satın alma gücü açısından Türkiye 26 OECD ülkesi içinde 20. sırada yer almaktadır. Yine satın alma gücüne göre bir değerlendirme yapıldığında AB ülkeleri ortalama Türkiye’nin 2 ile 2.5 kat daha yüksek asgari ücrete sahiptir.

-2008’de AGİ’nin dahil edilmesiyle net asgari ücret olduğundan yüksek gösterilmeye başlandı. Oysa AGİ işveren tarafından ödenmiyor ve ücret değil. Net asgari ücret işveren tarafından işçiye ödenen miktardır. AGİ ise devlet tarafından sağlanan bir destektir Ülkemizdeki asgari ücret tespit mevzuatı, asgari ücreti işçinin kendisinin asgari ihtiyaçları ile sınırlamaktadır.

Konfederasyonumuz Türk-iş in istatistiklerine göre Kasım 2017 itibariyle açlık sınırı 1 565, yoksulluk sınırı 5 105 liradır. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.948,56 TL olarak belirlenmiştir.

Bütün olup bitenlere bakıldığında Asgari ücret belirlemesi aslında işçiyi korumak için oluşturulmuş bir mekanizma iken. 25 Ocak kararları ile gelen, 12 Eylülden darbesinden bu tarafa, özellikle de Neoliberal ekonomik politikalar çerçevesinde neredeyse yok edilen sendikalar ve işçi örgütlülüğü ve işlevselliğini kaybeden toplu iş sözleşmesi düzeni sebebiyle işçi sınıfı büyük kayıplara uğramıştır. Absürt bir şekilde oluşturulan Asgari ücret tespit komisyonunun, işveren ve yandaşı siyasete bağlı devlet bürokrasisinin temsilcilerinin iki dudağı arasına hapsedilmiştir.

Siyasetin sermaye tarafından kirletildiği bir siyasal düzlemden işçilerin lehine kararlar beklemek beyhudedir. Süratle bu karabasandan çıkılarak Asgari ücret Tespit mevzuatı işçilerin haklarını koruyacak bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Asgari ücret İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Uluslararası Çalışma Örgütünün 131 sayılı sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı’na uygun biçimde işçinin ve ailesinin insanca yaşamasına yetecek şekilde belirlenmelidir.

. Asgari ücret tüm çalışanlar için ortak ve toplu pazarlıkla belirlenmelidir, asgari ücrette işçi-memur ayrımının kaldırılması gerekir. Bir diğer talebimiz de asgari ücret AGİ hariç net olarak hesaplanmalı ve vergi dışı bırakılmalıdır. Kurumlar vergisinin yüzde 20 olduğu bir ülkede çalışanlardan yüzde 35’lere kadar vergi kesilmesi Demokratik ülkelerde izahı mümkün olmayan bir aymazlıktır. Asgari ücretli işçinin geçim sıkıntısı oranını ülkeyi yönetenlerin oy ihtiyacı ile eşitlemek hukuksuzluktur.

2017 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 5’lik ekonomik büyümeyi ballandıra – ballandıra anlatan AKP hükümetinin 2018 yılı asgari ücret tespit komisyonu toplantısı başlarken, işçi kesiminden fedakarlık beklemesi bir saflık değilse kesinlikle umarsızlıktır. Hayatını zar-zor idame eden insanlardan fedakarlık beklemek; ona aç yaşa, açıkta yaşa demektir. Ve buna kimsenin hakkı yoktur.

Haberler