MİNİK BİR YÜREKTEN MEKTUP

11 yaşındaki ortaokul öğrencisi İpek Özdemir, Başkan Ataç’a çocuklar için isteklerini içeren bir mektup verdi.

MİNİK BİR YÜREKTEN MEKTUP
22 Nisan 2017 Cumartesi 10:33

Ahmet Sezer Ortaokulu öğrencisi İpek Özdemir, 6 yaşındaki kardeşi Duru Özdemir ile Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı ziyaret etti.
İpek, Başkan Ataç’a yazdığı mektupta, tüm çocuklar için olan isteklerini, gelecekleri için olan düşüncelerini iletti.
Yazdığı mektuba “sizlerden tüm çocuklar için bazı isteklerim olacak” diye mektubunu Ataç’a okumaya başlayan İpek, “Okullardaki etkinliklerin ve sanatsal faaliyetlerin geliştirilmesini istiyorum. Çoğu okulda spor salonu yok ve sosyal etkinliklerin yapılacağı salonlar bulunmamaktadır. Kış aylarında bile beden derslerimizi sınıfta geçirmek zorunda kalıyoruz. Ancak havalar ısınınca bahçeye çıkabiliyoruz. Keşke teneffüsler biraz daha uzayıp sosyal aktiviteler biraz arttırılabilse. Mesela voleybol, basketbol, müzik, tiyatro gibi kurslar verilebilir. Böylece enerjimizi atabiliriz. Öğrencilerin en çok sevmediği sınav sistemidir. Ben, daha bu yaşta sınav sistemi yaşıyorum. Bunca yıllık eğitimin 2 saatlik sınavla değerlendirilmesi haksızlık geliyor bana. Ya heyecandan bildiklerimi yapamazsam, gibi endişeler taşıyorum. Sokak çocuklarına çok üzülüyorum.  Çünkü onlar da çocuk, onların da her çocuk gibi eğitim görme hakkı var. Çocukların çalıştırılmasına da çok üzülüyorum. İleride büyüyünce zaten çalışacaklar. Çocuklara zulüm edilmemelidir. Bezen, çocukları döven yetişkinler görüyorum. Nasıl olup da kendilerinden küçük birilerine vurabildiklerine şaşırıyorum. Ben bile uzaktan korkuyorum. Sokak çocuklarına da imkân sunulmasını, okula gitmelerini, oyun oynamalarını, çocukluklarını doyasıya yaşamalarını istiyorum ve hiçbir çocuk dayak yememesini. Dilencilere de çok üzülüyorum. Neredeyse her sokakta, her trafik ışığında bekleyip dilenmelerine içim sızlıyor. Keşke herkes iş bulabilse, işsiz olmasa. Böylece dilenmese. Ama ihtiyacı olanlara kullanmadığımız eşyaları verebiliriz. Bence büyükler, çocuklara biraz daha az baskı kurup, onları sıkıştırmamalı. Keşke dünyada kötülük diye bir şey olmasa. Hırsızlık olmasa. Kötü alışkanlıklar olmasa. Her yer yemyeşil olup, ağaçlarla dolup, çiçeklerle süslense. Fabrika atıkları suya atılmasa, sigara içilmese, herkes birbirine iyi davransa, yalan söylemese, dünya çok güzel bir yer olur. Biz, hep beraber kötü şeyler duymak zorunda kalıyoruz. Bu dünyada iyi şeyler olsa, haberlerde iyi şeyler görürüz. Mesela haberler de dese ki 'bugün ağaçta kalmış bir kediyi itfaiye kurtardı.' Bunun gibi iyi şeyleri kim duymak istemez ki? Büyükler kendi içlerindeki çocukları yaşatabilseler, bizi daha iyi anlayabilirler. Biz önce iyi insan olmayı öğrenebilirsek, kötülük diye bir şey olmaz. Size yasacaklarım aslında daha çok, zaman geçtikçe eminim daha da çoğalacak. Sizden kısacası, biz çocukların çocukluklarımızı daha iyi yaşayabileceğimiz bir ortam hazırlamanız. O zaman ilerinde mutlu, başarılı, yardım sever, iyi insan olabiliriz” diyerek mektubunu tamamladı.
 
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.