‘HERKES İÇİN SAĞLIK’ İLKESİ POLİTİK YAKLAŞIMDIR

‘HERKES İÇİN SAĞLIK’ İLKESİ POLİTİK YAKLAŞIMDIR
14 Şubat 2019 Perşembe 13:03

Bilindiği gibi kentin sağlığı ele alınırken pek çok ölçüt vardır;

Ekonomik yaşam, ulaşım, sosyal hayat, eğitim olanakları, demografik yapı, çevre, canlı, cansız, doğa, temiz hava, kültür, sağlık, ulaşım…

Bu ölçütler önemlidir, ancak ben dikkati "Herkes için Sağlık" ve "Yaşam Kalitesi" ilişkisi üzerine de çekmek isterim. Çünkü bu ölçütler sağlanıp tüm kentliye eşit şekilde ulaşırsa, o kentte yaşayanların yaşam kalitesinin olumlu olduğu söylenebilir.

Ayrıca dikkatinizi "Herkes İçin Sağlık " yaklaşımının politik yönüne çekmek isterim. Çünkü tüm vatandaşın kentin her imkânından eşit yararlanması sosyal demokrat bir yaklaşım ile hayata geçebilir.

Bakın bu kriterlerin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 12 maddeden oluşan  “Yerel Yönetimler Temel İlkeleri’ ile "Herkes için Sağlık " ilkesinin ne kadar örtüştüğünü görülmektedir. Bu yüzden “Herkes İçin Sağlık” ilkesinin politik bir yaklaşımla gerçekleşmesi mümkündür…

Yukarıda sıralanan kriterlerin seçin ilkesinde nasıl yansıdığını görüyoruz.

Hatta bu ilkeler çok sıcak bir benzetme ile  "Derman Belediyeciliği…"

Dünya Sağlık Örgütü’nün, sağlık kavramını en geniş kapsamı ile ele alıp  “bedensel, ruhsal ve sosyal olarak iyilik halidir” olarak tanımlamaktadır. Bedensel sağlık çevre koşulları ve eğitim ile düzenlenebilir; sosyal sağlık ise ulaşım ve ekonomiyle düzenlenebilir. O zaman sorum şu: kentin hemşerilerine ruhsal olarak nasıl sağlık ulaştırılacaktır?

Yaşam kalitesi ise kent ve bölge planlama faaliyetlerinde yeni bir araç olarak, kentsel yaşam kalitesi kavramı, planlayıcılar, politikacılar ve halk kitleleri arasında da bütünleştirici etkisi nedeniyle, yaşam kalitesi araştırmalarından elde edilecek sonuçlar bu üç grubu da etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Yaşam kalitesinin yüksek olması, kentsel alanda ekonomik canlılığı artırarak bölgenin ekonomik anlamda zenginliğine de katkıda bulunmaktadır. Kentsel yaşam kalitesinin düşük olduğu yerlerde ise bireylerde yer değiştirme eğilimi suretiyle dışarı yönlü göçler ortaya çıkmaktadır. Bu sonuç bölgeler arası dengesizlik ve kırsal alandan kente, küçük kentlerden de metropollere yönelik göçe yol açmakta ve göç kaynaklı pek çok soruna yol açmaktadır.  Kentsel yaşam kalitesi kriterlerinin oluşturulması ve bu yönde sürdürülebilir kentsel stratejilerin oluşturulması için birçok uluslararası organizasyon tarafından çalışmalar sürdürülmektedir.

Birçok kent veya ülke kentsel yaşam kalitesi eylem stratejisini uluslararası organizasyonların çalışmalarından esinlenerek hazırlamış ve geliştirmiştir. Özellikle Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin bu konudaki çalışmaları yönlendirici önemli dış dinamikler arasında sayılmaktadır. Yaşam kalitesinin tespitinde dikkate alınan değişkenler bazı küçük farklılıklar gösterse de temelde belli başlı sınıflandırmaları yapmak mümkündür. Her ne kadar bu sınıflamalarda,  yapılan çalışmalarda farklılık gösterse de yaşam kalitesi kavramı, sosyal, ekonomik, kültürel ve daha birçok alanı kapsadığından, sınıflamada kullanılacak değişkenlerin tespitinde öncelikle belli sınıflandırmalara gidilmiştir. Toplam 7 ana alan olarak yapılan sınıflandırma şu şekilde gösterilebilir:

10 Aralık 1948’de imzalanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesiyle tanınan insan hakları, 1992’de Avrupa Konseyince kabul edilen Avrupa Kentsel Şartındaki Avrupa Kentli Hakları deklarasyonuyla geliştirilmiş ve yaşanan mekânda şekillendirilmiştir.

34 yerinden yönetimin açık, belirli ve vurgulanmak istenen ipuçlarını içeren şart her ülkede uygulanabilir. Şart metninde, iyi bir kent yönetimi için gerekli ilke ve yükümlülükler de tanımlanmıştır. Şartın hedefi, kentliler için yaşam kalitesinin yükseltilmesidir. Aşağıda belirtilen hakların gerçekleşmesi fertlerin, dayanışma ve sorumlu hemşeriliğe ilişkin eşit yükümlülükleri kabul etmesine bağlıdır. Avrupa yerleşimlerinde yaşayan kent sakinleri şu haklara sahiptir:

 1. Güvenlik: Mümkün olduğunca suç, şiddet ve yasa dışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kent;

 2. Kirletilmemiş, Sağlıklı Bir Çevre: Hava, gürültü, su ve toprak kirliliği olmayan, doğası ve doğal kaynakları korunan bir çevre;

 3. İstihdam: Yeterli istihdam olanakları yaratılarak, ekonomik kalkınmadan pay alabilme şansının ve kişisel ekonomik özgürlüklerin sağlanması;

4. Konut: Mahremiyet ve dokunulmazlığın garanti edildiği, sağlıklı, satın alınabilir ve yeterli konut stokunun sağlanması;

5. Dolaşım: Toplu taşıma, özel arabalar, yayalar ve bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, birbirinin hareket kabiliyetini ve dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan uyumlu bir düzenin sağlanması;

 6. Sağlık: Beden ve ruh sağlığının korunmasına yardımcı çevrenin ve koşulların sağlanması;

7. Spor ve Dinlence: Yaş, yetenek ve gelir durumu ne olursa olsun, her birey için, spor ve boş vakitlerini değerlendirebileceği olanakların sağlanması;

 8. Kültürler Arası Kaynaşma: Geçmişten günümüze, farklı kültürel ve etnik yapıları barındıran toplulukların barış içinde yaşamalarının sağlanması;

10. Kaliteli Bir Mimari ve Fiziksel Çevre: Tarihi yapı mirasının duyarlı bir biçimde restorasyonu ve nitelikli çağdaş mimarinin uygulanmasıyla, uyumlu ve güzel fiziksel mekânların yaratılması;

11. İşlevlerin Uyumu: Yaşama, çalışma, seyahat işlevleri ve sosyal aktivitelerin olabildiğince birbiriyle ilintili olmasının sağlanması;

12. Katılım: Çoğulcu demokrasilerde; kurum ve kuruluşlar arasındaki dayanışmanın esas olduğu kent yönetimlerinde; gereksiz bürokrasiden arındırma, yardımlaşma ve bilgilendirme ilkelerinin sağlanması;

 13. Ekonomik Kalkınma: kararlı ve aydın yapıdaki tüm yerel yönetimlerin, doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kalkınmaya katkı konusunda sorumluluk sahibi olması;

 14. Sürdürülebilir Kalkınma: Yerel yönetimlerce ekonomik kalkınma ile çevrenin korunması ilkeleri arasında uzlaşmanın sağlanması;

 15. Mal ve Hizmetler: Erişilebilir, kapsamlı, kaliteli mal ve hizmet sunumunun yerel yönetimi, özel sektör ya da her ikisinin ortaklığıyla sağlanması;

 16. Doğal Zenginlikler ve Kaynaklar: Yerel doğal kaynak ve değerlerin; yerel yönetimlerce, akılcı, dikkatli, verimli ve adil bir biçimde, beldede yaşayanların yararı gözetilerek, korunması ve idaresi;

 17. Kişisel Bütünlük: Bireyin sosyal, kültürel, ahlaki ve ruhsal gelişimine, kişisel refahına yönelik kentsel koşulların oluşturulması;

18. Belediyeler arası İşbirliği: Kişilerin yaşadıkları beldenin, beldeler arası ya da uluslararası ilişlerine doğrudan katılma konusunda özgür olmaları ve özendirilmeleri;

19. Finansal Yapı ve Mekanizmalar: Bu deklarasyonda tanımlanan hakların sağlanması için, gerekli mali kaynakları bulma konusunda yerel yönetimlerin yetkili kılınması;

20. Eşitlik: Yerel yönetimlerin; tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş, köken, inanç, sosyal, ekonomik ve politik ayrım gözetmeden, fiziksel veya zihinsel özürlerine bakılmadan; eşit olarak sunulmasını sağlamakta yükümlü olması.

Son söz olarak şunları; söylemek isterim;

-Sağlıklı kent yaşamı bu kriterlerden ya da bu özelliklerden hiç birinden ödün veremez. Ancak eşitlik maddesi üzerine daha çok çalışmak gerekir. Çünkü yerel yönetimlerin bu konuda deneyimi, iyi örnekleri azdır; bu nedenle de daha çok ekip çalışmasını gerektirir. Tek kişi ya da merkezi müdahalelerle eşitlik gelişemez. Yapmamız gereken bu çalışmalara hız vermek, herkesin mutluluğunu yaşam kalitesini yükseltme olmalıdır.

-İkinci olarak da tüm söylediklerim sosyal demokrat bir politik yaklaşım gerektirir. Hiç kimseyi ayrıştırmadan, dışlamadan, yalnızlaştırmadan,  kentlilik bilincini artırmak gerekir.

Bir sağlıkçı olarak kentte insanların yalnızlık, dışlanma, ayrışma gibi duygu halleri toplum  geleceği için çok tehlikelidir. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.